TAROT NEDİR?

(Kesinlikle "fal" değildir!)

78 kartlık Tarot destelerinin, her biri kendi imgelerine ve sembollerine karşılık farklı hikayeler taşır. 22 adet Majör Arkana kartları yaşamın karşımıza çıkardığı karmik dersleri temsil ederken, kalan 56 Minor Arkana kart ise günlük yaşantımızda rastladığımız sıkıntı ve durumların karşılığıdır. Tarot kartlarına tam anlamıyla hayatın karşılığıdır diyebiliriz.

Çünkü tıpkı hayat gibi iyiyi kötüyü, olumluyu olumsuzu bir arada barındırır. Sorduğunuz manevi sorulara mutlaka cevap bulabileceğiniz bir kaçıştır tarot. Tarot aradığınız ilhamı, o çok ihtiyacınız olan motivasyonu size verebilir. Tüm enerjinizle yoğunlaşıp seçtiğiniz bir kart, size pek çok kişi ve olayın kazandıramadığı hayat dersini sunabilir.

İleri

Ne gibi durumlarda başvurabiliriz?

(Ne faydası olur?)

Kendinizi bir konuda geliştirmek istediğinizde, ikilemler arasında kalıp bir türlü seçim yapamadığınızda, hedeflerinize nasıl ulaşacağınız konusunda yolunuzu kaybettiğinizde tarot falı yardımınıza koşar. Sadece aklınızdaki soruya odaklanın, bir kart çekin ve içinizdeki bilgeliğin size verdiği cevaba ulaşın.

İleri

Tarot neler söyler?

(Sonuçta fal değil bu?!)

Tarotun geleceği öngörmesi ya da gerçekleri söylemesi beklenmemeli. Tarot tamamen sezgilerle ve sizin enerjinizle, seçimlerinizle alakalıdır. Kartları okurken sezgilerinize ve içsel dünyanıza erişirsiniz. Kartların gösterdiği yolu kendinize göre yorumlayıp harita belirlemek tamamen sizin algınıza kalmıştır.

İleri

Tarot güvenilir mi?

(Fala da inanma derler.)

Tarot falı, tamamen sizin tercihlerinizden oluşur. Kartlara enerjinizi yansıtırsınız ve bu seçimler sizin seçimlerinizdir. Kendinizle ilgili bir soruya en iyi yanıtı da kendiniz verebilirsiniz, öyle değil mi? Bu nedenle, tarot bir cevap aradığınız anlarda en güvenilir kaynaklardan biridir. Çünkü tarotta soruyu soran da sizsinizdir, cevabı veren de.

İleri

Tarotta neler sorulur?

(Sormadan bilemeyiz!)

Tarot söz konusu olduğunda akıllara gelen ilk şey nasıl soru yöneltileceği oluyor. Tarotta çok spesifik sorular sorarsanız net bir cevap alamayabilirsiniz. Mesela “Sevgilimle barışacak mıyım?” gibi bir soru yerine “Şu an aklımda olan kişi doğru kişi mi?” gibi sorular yöneltmeyi deneyin. Tarot kartlarına sağlık soruları sormanız önerilmez. Genellikle aşk, kariyer, hayat, arkadaşlıklar, insanlarla ilişkiler üzerine cevaplar aramanız tavsiye edilir.

İleri

Tarotla İlgili Neler Yapıyoruz?

Aklınıza gelebilecek tüm soruların cevapları burada!

Tarot Eğitimi

Kişiye veya gruplara özel esnek ders saatleri olan eğitimler veriyoruz.

Soru-Cevap

İletişim kanallarımız üzerinden 7/24 iletebileceğiniz soruları, en kısa sürede cevaplıyoruz.

Bilgi Paylaşımı

Her gün ücretsiz bilgi paylaşımları ile Tarot hakkında yanlış bilinenleri düzeltiyoruz.

Rüya'nın Notları - Hadi Tanışalım!

Sevgili çılgın kollektifim; güzel seven kadınlar ve sevmesini bilen adamlar…

Rüya Tarot olarak benlik bilincini en güzel şekilde en yüksek seviyeye getirmeyi başarmak üzereyiz diye düşünüyorum. Sizler sınırlarınızı keskinleştirdikçe biz ne kadar doğru bir yol izlediğimizi her geçen gün biraz daha iyi görüyoruz ve bu konudaki çalışmalarımızı tüm hızıyla devam ettiriyoruz. Tarot bizim buluşma noktamız olsa da. Rüya Tarot’un asıl hedefi yolunu kaybetmişlere, masalınızın asıl kahramanının her sabah aynada gördüğünüz siz olduğunu, ne kadar değerli olduğunuzu ve her şeyden önemlisi sevginize layık olanı sevmeyi, hak etmeyene yol vermeyi öğrenmeyi aşılamaya çalışıyoruz. Böylelikle asıl ihtiyaç duyulan sevme ve sevilme duygusunu en güzel haliyle yaşamayı öğretmeyi hedefliyoruz.

Günümüz ilişkilerinde gelinen nokta ne yazık ki tenselleştikçe “seviyorum” kelimesi ucuzlaştırıldı. İlişkiler sadece karşılıklı çıkar ve menfaat üzerine kurulu bir şekil almaya başladı. Niyetimiz kimseyi eleştirmek değil tabii ki, lakin bakıldığında toplumumuzda aşk ve sevme duygusu yerini onursuzca yaşanan, sadece alma verme dengesi üzerine harcanan ilişkilere bırakmış durumda.

Bizler kadın ya da erkek olsun aslında aşka duyduğumuz ihtiyacın farkına varmalıyız ki kaliteli ve aşk dolu yaşanan masalsı hikayeler hayatlarımıza geri gelsin. Yani özetle niyetimiz yüreklerdeki aşkı yaşamayı öğrenmek ve öğretmek, ilişki yaşamak değil. Unutmamamız gereken en önemli şey ise önce ben demek ve sınırları netleştirerek duygu ağırlıklı aşklarda ve sevgilerde buluşmak.

Aşkın içinde acı da var, keder de, ayrılıkta, gözyaşı da, özlem de, kavuşmak ta. Güzel olan bu harika duyguları en onurlu biçimde yaşamayı bilmek…

Hepinizi çok seviyorum ve benimle olduğunuz için, güzel temenni ve dualarınız için hepinize teşekkürü bir borç biliyorum

Sevgilerimle

Rüya'nın Notları - Vazgeçmek mi Vazgeçmemek mi?

Tabii ki konumuz aşka dair. İnsanın doğasında vardır vazgeçmemek. Önce seversin, iliklerine kadar aşık olursun. Yürek aşka düşmüştür bir kere. Onun gözlerinde kendinizi gördüğünüzde dünyadaki bütün öteki şeyler anlamını yitirir. Mücadele vermek de insana ait içgüdüsel bir davranış şeklidir. Aşk, öyle bir efsanedir ki tarihler boyunca nice hikayeler yazılmıştır aşk üzerine. Mutlu aşk diye bir şey yoktur aslına bakılırsa. Hep zor olandır, adına aşk dediğimiz. Uğruna nelere katlanılmıştır, ne savaşlar verilmiştir yüzyıllardır. Kadının mücadelesiyle erkeğin mücadelesi arasında fark olmuştur her zaman. Kadın güçlü olan iken, erkek hep stratejik olandır. Bakınız Mecnun’a.. O Leyla diye çöllere düşerken, Leyla boş durmamıştır. Kadın duygusu için vazgeçmez önce, çünkü vazgeçmek pes etmektir. O yaşadığı duyguyu kaybetmekten korkar, aşka yolu düşmüş kadın. Bir daha bulamamaktan korkar. Sevdiği adamı sarar sarmalar, ona kavuşmak için her türlü mücadeleyi verir ilk başlarda. Bir an olsun vazgeçmeyi düşünmez. Çünkü kadın aşktır. Erkeğin mücadelesi mantığının aldığı yere kadardır. O da vazgeçmez, kadını kaybetmemek için mücadele verir. Yalnız bu vazgeçmeyiş; duygusu olan erkek ve kadınlara özgüdür, bunu da belirtmek gerekir. Bazısı sadece inat ya da hırs uğruna vazgeçmez. Bazısı da konfor alanını bozmamak adına vazgeçmez. Yani vazgeçmemenin de bir sürü şekli şemali vardır insanın özünde.

Gelelim vazgeçmeye. Bu da kadın ve erkekte farklılık gösterir haliyle. Bir erkek, kadın ondan vazgeçene kadar vazgeçme duygusunu çalıştırmaz eğer seviyorsa. Vazgeçmek zorunda da olsa vazgeçmez. Duygu yoksa vazgeçmeyi yenilgi gibi göreni de vardır ne yazık ki. Duygusu biten erkek hiç düşünmeden vazgeçer zaten. Kadın ise daha farklıdır. Vazgeçmek kadın için darbe gibidir. Seven kadın sevdiği için vazgeçer mesela. Çünkü vazgeçmenin erdem olduğunu bilir. Çünkü yürünecek yolu olmadığını anladığı zaman, mücadelesinin de bir işe yaramadığını görür. Bu vazgeçiş sevdiği adamdan vazgeçmektir kadın için. Sevgisinden ya da sevmekten vazgeçmek değildir bu asla! Vazgeçen kadın aşktan nasibini alandır. Kalbi alev alev yansa da yolu aşka düşmüş bir kadın, vazgeçmeyi de bilen kadındır.

Ne olur peki vazgeçtikten sonra? Erkek duygularını kolay bastırabilen bir canlıdır yaradılış itibariyle. Acısını içinde yaşar. Erkekler ağlamaz diye etiketlendiğinden bir de akıtamaz gözyaşını ulu orta. Ve kısa bir zamanda kendini oyalayacak ya da adına aşk diyebileceği başka bir maceraya atılabilir. Kadın vazgeçtiğinde ise, artık yolunda yalnız yürümeye başlar. Yine de bir an olsun sevmekten vazgeçmez. Ağlar bazen gecelerce, günlerce ağlar. Hiç geçmeyecekmiş gibi, yarası hiç kapanmayacakmış gibi gelir önceleri. Taa ki bir gün yeniden aşka rastlayana kadar. Yine de o vazgeçtiği adam için yıllar geçse de kalbinde hep bir sızı kalır. Asildir kadının gidişi. Şairin dediği gibi “kadınlar susarak gider”…

Rüya'nın Notları - Aşık Olmak ve Sonrası

Sevmek iki heceli basit bir kelimeden ibaret sadece. İnsan her şeyi sevebilir. Mesela bir çiçeği, bir ağacı ya da bir kitabı. Mantığınızın aldığı her şeyi veya her canlıyı. Oysa aşk tarifi olmayan bir duygudan ibarettir. İnsanın insana duyduğu bir duygu silsilesidir. Öyle herkese de aşık olunmaz yani. Aslında bunun üzerine sayfalarca yazılabilir. Lakin ben özet geçeceğim sizlere. Aşık olmak nedir? (Şu anda hepiniz sevdiğiniz kişiyi düşündünüz eminim.)

Aşık olmak onun gözlerinde kaybolmak gibidir. Gözbebeklerinde kendinizi gördüğünüz andır. Ne kadar zaman girse de araya, onu her gördüğünüzde ellerinizin titremesi, midenize sancılar girmesidir. Size sarıldığında sıcacık göğsünde ısınmaktır. Aşk, o elinizi tuttuğu andan itibaren, kafanızda hep dans eden bir siz görmektir. Aşkın kokusu da vardır mesela. “O” kokar. Saatler geçmek bilmez yanınızda olmayınca. Her şarkıda bir sizi bir de onu bulursunuz. Sürprizi boldur aşkın. Bazen ummadığınız anda kapının çalınması, bazen gecenin bir yarısı iki damla gözyaşı, bazen de telefonunuza gelen iki kelime: “seni seviyorum”.

Aşk kolay olmaz. Zoru sever. Kolay olunca aşk olmuyor zaten. Aşk gider zıt olanı seçer bir de. Bakmaz ki denk mi değil mi diye. Hani hep diyoruz ya zıt kutuplar birbirini çeker diye. Aynen öyle bir şey işte. Olmayacağı ya da olmaması gerekeni ister.

Aşk, erkeğin gözünde kadına sahip olmaktır aslında. Bazı erkek aşkı çok iyi bilir kadını saç tellerinden öper. Bazısı aşktan korkar. Bu duyguyla karşılaştığı an o, o olmaktan çıkacağı için kendine bile itiraf edemez. Bazısı da acıtarak sever. Ağlatır, terk eder. Gider bol bol da içer kafasını dağıtmak, unutmak için. O aşkı yenmeye çalışması ahmaklıktan ibarettir. Başka bedenler de unutmaya çalışsa da beceremez. Kim karşı durabilmiş ki aşkın karşısında? Ama her erkeğin ortak bir noktası vardır; aşka düştüğünde vazgeçemez ve geri döner. Her defasında kendine ve duygusuna yenilerek geri döner. Aşkı kabul edemeyen erkek yenilmeye ve mutsuzluğa mahkumdur aşkın karşısında.

Ve kadın; kadının aşka düşmesi mantık dışıdır genelde. Mantığın olduğu duyguda aşk barınamaz kadın için. Hayaller kurar aşk üzerine. Üşümektir aşk ondan ayrı olduğunda. Mesela aşka düşen kadının tahammülü asla olmaz. Sabrı olur. Sabırla aşkın kazanmasını bekler uzunca bir süre. Bazen kabul etmektir aşk kadın için. Olduğu gibi ne eksik ne fazla. Değiştirmeye asla çalışmaz, lakin düzeltmek için uğraşır yanlış gördüğünü. O kadın sol yanına koymaya görsün aşkını.

Zamanla aşkın aşk olduğu noktaya gelmeye başlar; acıya... Aşk denilen illet acıyla yoğrulur, gözyaşıyla boğulur zamanla. Ayrılıkla beslenir, sabırla ölümsüzleşir kadın için. Erkek acıyı yaşamayı da pek beceremez. Ya içer bolca ya da dedim ya başka bedenlerde anı yaşar unutmak için. Kadın unutmak için konuşur, ağlar, bir de bol bol çikolata yer...

Yani aşk insanın başına ya bir kez gelir hayatı boyunca ya da çok şanslıysanız ikinci kez bulursunuz. Hepsi bundan ibarettir.

“Yolu aşka uzunca bir süre düşmemiş bir erkeğe rastlarsanız, çalkalayın. Lakin seven yerleri dibe çökmüştür” der İncir Reçeli filminde kadın...

Rüya'nın Notları - İlk Bakışta Değil Son Bakıştadır Aşk

Ne kadar etkilendiğim bir cümle bu. Bir dizide duymuştum. Üstüne düşündükçe öyle olduğuna inanmaya başladım. Hep derler ya ilk görüşte aşk! Onu ilk gördüğümde aşık oldum. Yalan! Var mıdır ilk görüşte aşk? Ben sanmıyorum. Yani hiç tanımadığın bir kişiye ilk görüşte aşık olamazsın. Aşırı beğenme duygusudur o ilk bakışta yaşadığın. Dış görünüşünü beğenirsin. Belki bakışını, gülüşünü, konuşmasını… Hiç tanımadığın birine aşık olman imkansızdır. Aşk, tanıdıkça ve yaşadıkça aşk olur. Hissetmeye başladıkça, dokundukça çoğalır. Elini tutmaya başladığınızda, gözlerinin size ‘’benimsin’’ der gibi bakmaya başlamasıyla aşkı yaşamaya başlarsınız. O ilk görüşteki yoğun beğenme duygusu yerini sevgiye bırakmaya başlar ve bu sevgi paylaştıkça çoğalır.

Bazen de asla aşık olmam dediğin birine kayar gönlün ve hayata dair bütün planların alt üst olur. Aşk geliyorum demez ki! Aniden giriverir hayatına ve direnemezsin.

Aşk öyle hain bir duygudur ki, ne kadar mantık dışı davranış varsa hepsini yaptırır insana. Normal yaşamak zordur bir aşkı. Aslen deliliktir zaten. Cesur olmak lazım. Cesur olmayan aşkı yaşamayı beceremez, yüzüne gözüne bulaştırıverir. En çok cesareti sever aşk. Aşk yalanı da sevmez mesela. Aşka yalan bulaşırsa, kirlenmeye başlar. Masumiyeti sever aşk bir de. Çıkarsız, dümdüz, olduğu gibi.

Gelelim neden son bakıştadır aşk deniliyor…

Aşktan vazgeçmek zordur. Dilin vazgeçse, kalbin vazgeçmez bir kere. Ama aşkın ömrü bitmişse şayet, mutlaka bir vedası vardır. Kimi zaman bir kavgayla biter, kimi zaman bir ölümle, kimi zaman bir ihanetle. Hepiniz en az bir kere yaşamışsınızdır ayrılık anını. O son anı hatırlayın. Ona son olarak nasıl baktığınızı ve onun size nasıl baktığını. İşte o kadar sevmişsinizdir ve sevilmişsinizdir. Ne eksik, ne fazla.

Hep derim ya ben, sizi ne kadar sevdiğini en iyi size bakışından anlarsınız diye. İşte o ‘’bitti’’ anında birbirinize nasıl baktıysanız o kadardır aşk.

Buna en güzel örnek yine usta şair Nazım Hikmet’le Piraye’nin aşkından geliyor. Nazım Hikmet, Piraye’yi en son hastanedeki odasında görüyor. Odaya Münevver girdiğinde Piraye ona kiminle ihanet ettiğini anlıyor ve odadan çıkıyor. O odadan çıkarken Piraye son kez Nazım’a bakıyor ve bu Nazım’ın Piraye’yi son görüşü oluyor…

Ben Kimim?

Sevgili gönül dostlarım,

Hepinize öncelikle sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sizlerle güzel bir sinerji yakaladığımızı ve beraber büyüyerek daha da güçleneceğimize inanıyorum. Tarot, benim sizlerle buluşma noktam. Fakat asıl amacımız yaşadığımız olumsuzluklar karşısında birbirimizi şifalandırmak ve güçlendirmek. Hepimiz zaman zaman hayatımızda olumsuz dönemler yaşıyoruz. İşte tam bu noktada Tarot’un rehberliğine başvuruyoruz. Ayrıca aramızda oluşan duygusal ve güçlü enerji sayesinde Tarot’un dışında da aramızda güçlü bir bağ oluştuğuna inanıyorum. İşte tam bu noktada şifalanmamız başlıyor.

Sizlere biraz kendimden bahsetmek istiyorum. 20 Mayıs 1982, İstanbul doğumluyum. Yirmi yaşında eğitimimi tamamlamak amacıyla ailemin yanına, Kanada’ya gittim. Daha sonra da yaşamıma orada devam etmeye karar verdim. Aslen muhasebe üzerine eğitim aldım. Fakat kısa bir süre sonunda kendimin de kollektife hizmet etmem gerektiği konusunda bir uyanış yaşadım. Sonrasında insan psikolojisi, yaşam koçluğu ve ilişki koçluğu üzerine eğitimler aldım. Bu süreçte aynı zamanda Tarot ile tanıştım.

Tarot’la tanışmam, yaşadığım kötü bir dönemde kartların büyüsüne kendimi kaptırmamla başladı. İstanbul ziyaretlerimden birinde tesadüfen girdiğim bir kafede hayatımda ilk kez Tarot açılımı yaptırdım. Tabii ki bende o zaman herkes gibi Tarot’un fal olduğu kanısındaydım. Daha sonrada sık sık Tarot’un rehberliğine başvurmaya başladım.

Bir müddet sonra Tarot eğitimi almaya ve bu enerjiyi hem öğrenmeye hem de insanlara aktarmaya başladım. Aldığım diğer eğitimlerle birlikte insanlara ışık olmaya karar verdim. İngilizce ve Türkçe olarak özel danışmanlık ve Tarot eğitimi vermeye başladım. İstanbul’a kesin dönüş yapmamla birlikte yolum sevgili arkadaşım Açelya ile kesişti. Onun desteğiyle Rüya Tarot Youtube kanalımı açtım ve sizlerle bir araya geldim. Yaklaşık yedi senedir aktif olarak Tarot eğitimi ve özel danışmanlık veriyorum.

Ayrıca edebiyata olan düşkünlüğüm küçük yaşlardan beri beni yazmaya iten başka bir yönümdü. Nihayet bunu profesyonel anlamda bir yazarlığa dönüştürme konusunda dostlarımdan ve sizlerden aldığım destekle ilk adımlarımı atmaya başladım. Kısmet olursa ilk kitabımı en kısa zamanda sizlerle paylaşmayı hedefliyorum.

Hayata karşı acelem yok. En sağlam şekilde ilerlemeyi ve kollektif için olan çalışmalarımızı çoğaltarak bütünün hayrına verimli işler yapmayı arzu ediyorum.

Şimdi geleceğe hep beraber güçlenerek daha umutla bakma zamanı. Hedefimiz dişil enerjiyi duygusal anlamda güçlendirmek olduğu kadar, eril enerjiyi de sevme konusunda bilinçlendirmek. Her zaman söylediğim gibi dişil enerji olan bizler güçlendikçe, eril enerjiyi de güçlendireceğimize inanıyorum. Onların kendilerine olan güvenleri ancak bizim inancımızla ortaya çıkacaktır.

Hep beraber daha güzel ve mutlu yarınlara…

Sevgilerimle

Bizimle İletişime Geçin

Tarotla ilgili aklınıza gelebilecek her konuda bize ulaşabilirsiniz